yaratici drama

DRAMA NEDİR?
Drama yaşantılarına katılanlar, normal hayatta deneme fırsatı bulamayacağı bir takım rollere bürünerek veya bir başka grubu izleyerek, belki de ilerde karşılaşabileceği bir yaşantıyla yüz yüze gelmekte ve çözüm yollarının farkına varmaktadır. Drama; “istenildiği anda yaşanılamayacak olayların, öğrencilerin kendileri tarafından yaşanarak temsil edilmesiyle edinilen yaşantılardır” (Çilenti 1979 s.46). Bireyler drama süreçlerinde geçirdikleri yaşantılarla, yapma fırsatı elde edemeyecekleri bir çok davranışı deneyerek öğrenme fırsatı bulacaklardır. “Öğrencinin bir davranışı kazanması için o davranışta bulunması gerekir. Yaparak öğrenmeyi esas alan her felsefede mevcut olan bu ilke uzun zamandır bilinmekle beraber uygulamaya konamamıştır” ( Alkan ve Teker, 1992, s. 9). Öğretim yöntemleri içine yeni yeni girmeye başlayan drama uygulamaları, yaparak gerçekleştirileni rollerle, öğrencilerin öğrenmelerine büyük katkılar sağlamaktadır. Drama süreçlerinde birey aldığı roller, yaşam içinde kullanabileceği bir çok iletişim becerisini kazanmasına yardımcı olacaktır. “Yapılan araştırmalarda, rol oynama yolu ile mesaja katılanların, rol oynamayanlara oranla, daha çok tutum değiştirdikleri gözlenmiştir” (İnceoğlu, 1993, s.122). 
Öğretim yöntemi olarak drama okullarımızda yeni yeni uygulanmaya başlanmış ve dikkat çekmektedir. Dramanın önemli yönlerinden birisi “yaparak yaşayarak öğrenme” fırsatları sunmasıdır. Rol içine giren birey, oturduğu yerden kalkmadan saatlerce dinlemesini gerektiren geleneksel eğitim sistemindekinin tersine, bir şeyler yapıp, rolünün paralelinde bir şeyler  söyleyerek, konuyu daha detaylı olarak irdelemektedir. “University of Texas’ta Philips tarafından yapılan gözlem ve araştırma sonuçlarına göre, zaman sabit tutulmak üzere insanlar: Okuduklarının %10’unu, İşittiklerinin %20’sini, Gördüklerinin %30’unu, Hem görüp hem işittiklerinin %50’sini, Söylediklerinin %70’ini, Yapıp söyledikleri bir şeyin %90’ını hatırlamaktadırlar” (Çilenti, 1988, s.36). Görüldüğü gibi ne kadar çok duyu organı ve vücut parçası devreye girerse öğrenilenler daha sonra o kadar çok hatırlanmaktadır. Drama uygulamalarıyla da  bir çok duyu organının  aynı anda kullanılabileceği ortamlar sunulmaktadır.
Bir çok duyu organını devreye sokarak elde edilen yaşantılardan oluşan drama, hayatın içersinde üstlenilecek bir çok role hazırlık yapılmasına olanak sağlar. Çünkü hayatın içersinde deneme fırsatı bulunamayan  yaşantılar, rollerle canlandırılır ve üzerinde düşünme fırsatları yaratılır. “Yaşamda üstlendiğimiz çeşitli rolleri (toplumsal roller gibi) üstümüzden kolayca atamayız. Onları değiştiremeyiz, tiyatro oyununda bile bu olanaklı değildir. Rolünü değiştirme, yeni bir durumu yaratma, düzeltme, araştırma, yeniden ve farklı oynama, yaratıcı dramanın içeriğinde vardır” (San, 1996, s.11). Drama sürecinde rol yaparken bir çok duyu organı devreye girer. Etkili öğrenmeler, öğrenme aşamasında devreye sokulan duyu organlarının fazla olmasıyla gerçekleşir. Bu anlamda drama çok geniş olanaklar sunmaktadır.
Bir konudaki öğrendiklerimizin hatırlanması, o konuyu öğrenirken devreye soktuğumuz duyu organlarını çokluğuyla doğru orantılıdır. “Ted Cobun’a göre, öğrendiklerimizin; % 83’ünü görme, % 11’ini işitme, %3,5’ini koklama, % 1,5’ini dokunma, % 1’ini tatma duyularımızla edindiğimiz yaşantılar yoluyla öğreniriz” (Ergin ve Birol 2000, s.59; Çilenti, 1988, s.35). Yaratıcı drama uygulamaları tüm duyu organlarının en geniş boyutta kullanılmasına fırsat yarattığı için öğrenmede önemli etkiler ortaya çıkarmaktadır. “Yaratıcı drama; bir grup çalışması içinde öğrencilerin bir yaşantıyı, bir kavramı, ders ünitelerinden belli konu ya da temaları yaşayarak, canlandırarak, oynayarak öğrenmelerini sağlayan bir süreç, eğitsel bir ortamdır.” (M.E.B Komisyon, 1999, s.10). Dramanın sağladığı eğitsel ortamda gerçekleşen öğrenmelerde birey, tüm duyu organlarını devreye soktuğu için tam olarak gerçekleşmektedir.
Öğrenme ve iletişim arasındaki ilişkiler paralelinde, öğrenme yaşantılarını incelediğimizde Çilenti’nin (1988, s.56) Edgar Dale’den aktardığı yaşantı konisi modeli karşımıza çıkmaktadır. Dale’in modelinde öğrenme veriminin artmasında, iletişime katılan duyu organlarının sayısının fazla olması ve kendi kendine edinilen öğrenme önemli bir etkendir. Bu anlamda devreye sokulan duyu organlarının fazlaca yer aldığı drama, yaşantı konisinde önemli bir yer almakta ve öğretim yöntemi olarak kesinlikle kullanılması gereken bir unsur olarak görülmektedir.
Öğretim yöntemleri içersinde yeni yeni yerini almakta olan drama, bir çok duyu organının kullanılmasına olanak sağladığı gibi, kişilik gelişiminde de önemli etki sağlamaktadır. İnsan gelişiminde önemli olan bir çok davranışın gelişmesine ve yaşam biçimi haline gelmesine katkı sağlayan drama “çocuk ve gençlerde en çok sorumluluk duygusu, iç disiplin, farklı ve yaratıcı düşünme, sözel ifade, grupla iletişim ve etkileşim, içgörü, değerleri kavrama, yapıcı eleştiride bulunma, kendini ifade ve kendi bakış açısını yansıtabilmeyi sağlar” (Okvuran,  2001, s.19). Bu anlamda çocuk ve gencin sahip olması gereken kişilik özelliklerini kazandırmada drama etkilidir. Drama eğitim süreçlerine uygun programlarla uygulandığında, büyük katkı sağlayacaktır.   Belirtilen özellikleri geliştiren kişinin öğrenme katsayısı da yükselecektir. “Dramatik gösteriler ve temsili hareket ve faaliyetleri, çocukların ve gençlerin çeşitli yaşlardaki ruh ve beden değişmelerine uyacak şekilde ayarlarsak, onların terbiye ve öğretimlerinde kolaylık sağlamış oluruz” (Çoruh, 1950, s.14). Bunların dışında Çilenti’ye göre bu tür  etkinlikler;
“- Karmaşık olayları anlaşılır hale getirir.
-Duyu organlarının algı sınırlarını aşacak kadar büyük ya da küçük olayların algılanarak anlaşılmasını sağlar.
-Zaman ya da uzaklık yönünden ulaşılamayan olayların incelenebilmesi olanağını sağlar.
-Tasarlanan soyut ve teorik olay ve cisimlerin anlaşılmasına yardımcı olur.
-Öğrencilerin dikkat, konuşma, dinleme, anlatım, algılama ve yorumlama gibi iletişim yeteneklerini geliştirir.
-Öğrencilerin yaratıcılık yeteneklerini geliştirir.
-İçe dönük, utangaç, kendini aşağı gören öğrencilerin iyileşmesine yardım eder.
-Birlikte çalışma alışkanlığını kazandırır” (Çilenti, 1979, s.47-48).   

 

Bu yazı Mete Akoğuz tarafından hazırlanmış olan “İletişim becerilerinin geliştirilmesinde yaratıcı dramanın etkisi” (2002) adlı yüksek lisans tezinden aktarılmıştır.